1. lomographicsociety:

    Explore Lomography Nearby - Santorini, Greece

     

  2. Caro Emerald takibe alınmıştır!

     

  3.  

  4. Bir çok defa müzik etkisinde kaldım ama ilk defa bir oyun oynarken oyunun müziğinin etkisinde kalıyorum.

    Ve de ilk defa bir oyunda birileriyle savaşmak veya yarışmak yerine birileriyle birlikte kalmaya çalışmak yeri geldiğinde beklemenin dayanılmaz tadını keşfettim ! 

     

  5. mızıka!

     


  6. dalgasız denizde yüzer gibi.

    geç uyandım. bunun hakkım olduğunu düşünmüştüm. gözlerimi açtığımda gördüğüm her çekmecesi, her dolabı dolu bir çalışma masası ve dev bir özlemdi. burayı özlemiştim. cırcır böceklerini dinlediğimiz balkon sabahlarını, çalınan bisikletimizi, onlarca topumuzu patlatan dikenli çalıları ve yolları, denize uzanan yolları. bunlar çocukluğumuzun, şimdi eskiye dair pek çok şeyi hatırlamayan, acı bir şekilde pırıl pırıl zihnimizin bile saklamayı beceremediği sigullardıhepsi hepsi bacaklarımızı kanatmıştık ne de olsa bu sokaklarda.

    dört mevsim yeşil kalan, iğne yapraklı ağaçlar. kuruyup kalmış kozalaklar. denize paralel uzanan, arada bir de burnunu araya sokmaktan çekinmeyen dağlar. sıçan adası, dağın bir iddia sonrası derine batıp ilerden çıktığında uzattığı burnu gibi, yağmurda göklere uzattığımız boynumuz gibi, kocaman dalgaların arasında savurduğumuz kulaçlarımız gibi, mağrur, inançlı, özlüyor.

    özlüyorduk. her daim bizi çağıran dalgaları en çok, sonra uzaklardaki okulumuzu, hafta içleri bindiğimiz dolmuşları… saçlarının kokusunu… belli belirsiz çillerini… daldığımızda çıkardığımız parlak taşlar gibi ışıldayan gözlerini, gülümsediğinde. bunların hepsi, bulutlar güneşin önüne geçtiğinde bir şekilde kurtulup, dalgalara vuran ışık hüzmeleri gibi süzüldüğünde zihnime, “bu,” dediğimde, “hiç bitmesin” hani, bir dalga daha çıkıyor.

    bunları elim titremeden ve hafiflemiş bir kalple yazıyorum. ağaçların denizle buluştuğu bu yerde, güneş belli belirsiz kendini gösterirken ve çocukluğumla eşleşirken ben, kulaklarımda dalgaların uğultusu, gözlerim tuzdan kızarmış, benim gördüğümü görebiliyor olmalıydın.

    gök.

    deniz için.

    p.s. written by karalamakaadi

     


  7. Toplasak valizimizi, pasaportlarımızı alıp çıksak kapıdan..
    Yol nereye götürürse diye değil ama, ikimizin de olmak istediği o şehre gitsek!
    Belki bir doğumgünü hediyesi, belki bir kutlama, 
    Belki de hakettik biz bunu düşüncesiyle adım atsak o şehre..
    Sen gittin, ben gitmedim ama çok hayal ettim, 
    Çoğu kez rüyalarımda gezindim sokaklarında.

    O hiç görmediğim ama tanıdığım şehirde deniz kenarında otursak
    Sadece denizi izlesek bir süre, 
    Belki ikimiz de dönüp kendi hayatlarımızı sorgulasak o anda, hayatımıza giren güzellikleri belki de..
    Sonra Gaudi kokan sokaklardan yürüsek,
    O ünlü caddesinde buluversek kendimizi 

    Ben mızıka çalan bir müzisyeni hayranlıkla dinlerken kendimi kaybetsem,
    Akdeniz sıcaklığı içimi kaplasa o müzikle ve sevinçle doldursa..
    Aynı anda sen bir kitapçıya girsen Poe kitaplarında kendini kaybetsen,
    Hiç dillerini bilmemene rağmen ana dilinde olan şiirlerin büyüsüne kapılıversen..
    Sonra sen yolu göstersen o Rock Cafe’sine gitsek,
    Bir sürü içki denesek kafamız güzel olsa gündüz vakti.
    O kafayla ufak balkonları olan binaların yanından geçerek 
    Her zaman lunaparka benzettiğim yine Gaudi kokan o parka gitsek.
    Koşsak, merdiven kenarlarından kaysak, kendimizi o şehrin büyüsüne kaptırsak,
    O şehri doya doya yaşasak..

    Ah The Poet ne kadar da güzel olur değil mi ?
    Hele bir de doğumgünü hediyen olarak gitseydik, 
    Bir kaç aydır bunu hayal etmiştim oysa ki..
    Bir yaş daha büyüdün sen!
    Ve ben bu sene sana hayal ettiğim doğumgünü hediyesini veremedim. 
    Üzgünüm dostum, çok üzgünüm!

     


  8. BÜYÜ - VI

    thepoetsbook:

    Dünyanın en güzel şarkısı senin için
    Çalıyor sevgilim…
    Sen evinde usul usul uyuyorken
    Ben burada
    Kara bulanmış rüyaları
    Canlı tutmaya çalışıyorken,
    Güneşi doğmasın diye ikna etme çabalarım
    Sonuçsuz kalıyorken
    Ve
    Bir kitap kıskanıyorken
    Bir müzik aletini…

    Bir balkonu var bu evin,
    Ve
    Orada alınıyor ağır alkoller
    Ve
    Hep orada yazılıyor
    Mektuplar
    Ve
    Hep orada kuruluyor hayaller…

    Ah Sevgilim, bir balkonu var bu evin
    Ve
    Senin için kuruluyor tüm cümleler…

    the Poet
    14.10.2012